Şeyhimin mezar taşı – Fikrikadim

Şeyhimin mezar taşı

Malumunuz her müridin bir şeyhi ve her şeyhin bir ömrü, ömrü-nihayetinde de bir mezarı ve o mezarı ziyaret eden müritleri vardır. İşte Şeyhimin müritleri de bir mezar taşı yaptırmışlar ve üzerine “Şeyh Nuri Önal Mengüşoğlu” yazdırmışlar… Yazdırmışlar ya sıkıntı da şundan çıkmış; Nuri Efendi’nin mezarına neden “Şeyh” unvanının yazıldığı…

Evet, kesinlikle Şeyhim, hayatı boyunca bir defa olsun ben şeyhim dememiştir, kimseye de dedirtmemiştir. Üç beş adamın haricinde de zaten kimse onu bir şeyh olarak kabul etmemiştir. Belki bilinen şeyhlerden biri gibi olmadığından… Ama en nihayetinde az da olsa çok da olsa, bir avuç adam da olsa benim gibilerin şeyhiydi, iyi, kötü… Bırakınız bu konuda –şeyh olup olmaması- orasını ben ve benim gibiler takdir etsinler.

Şeyhimin oğullarından biri de şair, yazar Metin Önal (Mengüşoğlu). Kendileriyle bir kaç defa şeyhimin -dergâh niyetine kullandığı- evinde karşılaşmak nasip oldu. Karşılaşmalarımızda sadece hararetli tartışmalar yaşandığını hatırlıyorum… Nihayetinde kendisi tasavvufu ve benzeri türevlerini kabul etmez. Hatta bu nevi düşüncelerin İslam’da, dinde yeri olmadığına kesin kanidir. İslam’a, dine sonradan girmiş hurafeler nevinden görür. Sanırım söylediklerimi kabul edecektir; Malatya ekolü denen İslamcı düşüncenin takipçilerinden hatta ciddi katkılarda bulunan isimlerinden olduğundan… Şimdi Malatya İslamcılığı’nı tartışacak bir durumum olmadığından burayı geçiyorum. Sadece mezara yapılmış taşın kriz nedenini izah etme sadedinde bu ayrıntıları vermek zorunda kaldım. Özetle; Sayın Metin Önal bu taşın kaldırılmasını ve yerine şeyh yazmayan bir taşın konmasını istemiş. Ne diyelim haklılar, pederlerinin varisi onlar…

Öncelikle belirtmeliyim şahsen mezar yapılsa da yapılmasa da fark etmez, hatta şeyhin mezarı dahi kaybolsa da… diyenlerdenim. Ama müridandır, şeyhlerini ihmal etmeyen, çok seven, sayan adamlardır, madem istemişler, yapsınlar bir taş ne olacak diyenlerdenim de. Hatta taşın üzerine şeyh yazılsa ne olur yazılmasa ne olur… Belki adını dahi yazmasalar unutulsa gitse benim için evladır.

-Şeyh dediğin unutulur gider.

Bu konuya istinaden K.Maraş’tan şeyhimin sevgili müridi “Abdulğani” telefonla aradı. O da şeyhtir. A.Metin beyin şikâyetini; taşın üzerine neden şeyh yazıldığını, kaldırılmasını istediğini iletti. Şimdi bu sorun nereye gider, nasıl çözülür bilemem. Ha’ belki taştan “şeyh” sıfatı silinir, ismi mi kalır yok, taş hepten sökülür yerine yeni bir taş mı konur veyahut mezar eski haline mi getirilir, olmadı mezar ziyarete mi yasaklanır vs… He yine bir açıklama daha yapayım, “Şu saydıklarımın hiç biri beni enterese etmiyor.” desem yalan söylemiş olmam. Dedik ya benim bildiğim; “Şeyh dediğin unutulur, geride kalan eserleri –artık o her neyse- onlar konuşulur.

Nihayetinde Metin Önal haklıdır, evladıdır ve pederinin mezar taşının nasıl olması gerektiğine de onlar karar verir. O nedenledir ki; müridan o taşı mezar başına dikmek için- varisler her kimse- onlardan izin almak zorundadır. Yoksa o taş oraya öyle keyfince dikilemez. Ama benim bildiğim başka bir varis daha var oda müridan. Şeyh’e yakınlığı, evladına göre kimi konularda daha fazla olduğu, için; onun manevi mirasının taşıyıcısı olması gibi…

Elbette, evlattan daha önde olduğunun delili şu yeryüzünde mevcut değil belki; mahşer günü ortaya çıkacak…  O nedenle; bu bilgi, dünyada geçerli olmadığından taşın üzerine ne yazılıp yazılmayacağına müridan değil, evladı karar vermektedir. İyi güzel hoş…

Allah Rahmet etsin şeyhime, yevm-i kıyamette birlikte haşrolacağımız zamana kadar… Biliyorum orada biz ve o olacak!

Mezar taşı mevzuu aklıma yaşanmış bir olayı getirdi. Bir kaç yıl önce arkadaşlarla havas-ı hamse/beş duyu ile bilgi elde etme meselesini konuşurken içlerinden biri “Hoca her şey bir yana bu koklamayla ilgili olarak; koku denen şeyi anlamış değilim. Bu konuda ne dersin?” sorusunu yöneltti.

-“Koku; yaşamın, canlılığın işaretidir ve her canlı kokar” demiştim. Kokuyla hayat ve yaşam arasında var olan ilişkiye dikkat çekmek istemiş, arkadaşı da farklı bir düşünce mecrasına çekeyim istemiştim. Kokunun faydaları, ne olduğu gibi klasik bir anlatının gereksizliğine inanarak…

Ama adam durur mu; “Ne alaka hocam, tamam bir yönden haklısın ama en çok ölüler kokmuyor mu” sorusunu engelleyemedim. Bu soru-cevab’a  “Sen de haklısın” demekten başka yapacağım bir şey yoktu. “O zaman bir çay söyle de içelim” demekten de.

Arkadaşa göre örneğin; insan denen canlı öldüğünde en fazla o zaman kokuyordu. Öyleyse koku; canlı olmanın bir göstergesi olamazdı. Evet, “canlılık, hayat, ölüm” gibi kavramları bu algıyla okuduğunuzda doğru… Oysa “canlı” olmanın çeşitli kategorik yönleri olduğunu, ölüm denen tanımlamanın yaşadığımız alemde sadece bir metafor olduğunu ona nasıl anlatacaktım. İnsanın ‘ölümüyle’ birlikte canlılığın farklı bir evresinin başladığını… Vücudunda ve tabiattaki çeşitli mikro organizmaların –ki onlarda birer canlı- harekete geçmesinden dolayı o kokuların yayıldığını…

Yaşama, canlılığa, sadece görebildiklerinin nefes alıp vermesiyle ya da ağacın, bitkinin kurumasıyla anlamlandıran,  ölüm ve yaşamı biçimsel yargılarla okuyan birine nasıl cevap verecektim.

Kokunun aslında canlı mikro organizmalar nedeniyle ortaya çıktığını, örneğin bir deri ustasının tabakhanede yaptığı işin; derinin, kurumasına, çürümesine, kokmasına neden olan mikro organizmaları ‘öldürmesi’ olduğunu, derinin bu nedenle artık kokuşmadığını, çürümediğini artık; ölü olduğunu… Çevresinde canlı organizma barındırmayan -özünde canlı olmayan- hiç bir şeyin kokusunun olmadığını… Canlılığı, yaşamı yeniden sorgulaması gerektiğini uzun uzun nasıl izah edebilirdim.

Rüzgârların, tabiattaki bu kokuları bir yerlere taşıdıklarını, o kokuların nedeni canlıların (mikro organizmaların) yeni aşılanmalara neden olduklarını vs…  Ardından “Nefeha min ruhi” (Ona ruhumuzdan üfledik) ayetini hatta Meryem’in İsa’ya hamile kalışını ve daha neler neleri…

Sahi Şeyhimin mezarının taşına “şeyh”  ibaresi neden yazıldı… Ölmemiş miydi?

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. Eyüp Şenköy dedi ki:

    Ufuk açıcı

  2. Ali yıldırım dedi ki:

    Hocadan şu koku meselesesini uzun uzun yazmasını isteriz. Gerçekten çok dikkatimi çekti.

  3. abdullah dedi ki:

    merhaba güzel kardeşim. ..

    ben seni biraz eleştireceğim…
    1. Nuri efendinin mezarını yapan müritleri diğer çocuklarından Rabin’in iznini alarak birlikte yaptırmıştır. mezar yapılmadan öncede Metin’in bilgisine müracaat edilmiştir. dolayısıyla evlatlarından dolayı hak ihlali yapılmamıştır. şeyh ibariside yine Rabi’nin bilgisi dahilinde yazılmıştır.
    nuri efendinin bulunduğu konum gereği isminin başına ne konulması gerektiği herkesce malumdur.
    2. nuri efendi sana kendisinin şeyh olmadığını işittirmemiş olabilir. ama kendisinin hakiki bir şeyh olduğunu kendi dilinden işiten ve delilleri ile teyyit ettiren bir çok kişi var.
    3.Şeyhliğin alemetinin zerresini nuri efendinin müritlerinden hiçbirinde görememekteyim.
    vesselam.
    Editör Notu: İsim zikredilerek polemiğe neden olacak şekilde şahısları hedef alan yorum cümleniz silinmiştir.

  4. abdullah dedi ki:

    isim zikretmeden yazayım sayın editör

    merhaba güzel kardeşim. ..

    ben seni biraz eleştireceğim…
    1. nuri efendinin mezarını yapan müritleri diğer çocuklarından rabinin iznini alarak birlikte yaptırmıştır. mezar yapılmadan öncede metinin bilgisine müracaat edilmiştir. dolayısıyla evlatlarından dolayı hak ihlali yapılmamıştır. şeyh ibariside yine rabinin bilgisi dahilinde yazılmıştır.
    nuri efendinin bulunduğu konum gereği isminin başına ne konulması gerektiği herkesce malumdur.
    2. nuri efendi sana kendisinin şeyh olmadığını işittirmemiş olabilir. ama kendisinin hakiki bir şeyh olduğunu kendi dilinden işiten ve delilleri ile teyyit ettiren bir çok kişi var.
    3. E… A… malum kişi şeyh değildir. onun şeyh olması kendi iddasıdır. onun şeyh olduğunu kimse nuri efendiden işitmişmidir. hücceti varmıdır. tam tersi olarak nuri efendi yerine vekil bırakmamıştır. şeyhliğin alemetinin zerresini nuri efendinin müritlerinden hiçbirinde görememekteyim.
    vesselam.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.