Hakikatin ışığı

Hakikatin ışığı her nerede ise aradım; kimi zaman okul sıralarında, kimi zaman kitaplar arasında. En çok insan yüzlerinde… Yüzlerinden yüreklerini görmeye çalıştığım insanlarda… Işığı yakalamaya ramak kalmıştı. Birden gözlerim kamaştı, ışığı gördüğüm insanların yüzlerini seçemedim. Her biri beşerî zaafların, ihtirasların ve yüreğinin götürdüğü yerlere gitmenin telaşındaydı. Benim sorunuma ayıracak zamanları yoktu. Fenerle adam arıyorum feryatlarıma; “bu Fenerbahçe bu yılda şampiyon olmadı” diye cevap verilince konuştuğum dile güvenim azaldı. Meram böyle anlatılmazdı herhalde. Kekeme olduğumu anladım.

Seyahatlara çıktım; ışığın bir ucu Yemen’de bir atın yelelerinde idi, Endülüste bir merdiven trabzanında akan suyun billur sesinde. Hüma kuşunun kanatlarında, simurg’un yolculuklarında. Allı turnalar hasret, sevda, selam ve gamy ükünün altında ezilmişlerdi. Halbuki Lamekan’ı, Araf’ı ve Ama’yı biliyordum. Yaklaşmıştım bazı geceler yıldızları izlerken…Hakikatin görünmeyen yanlarından haber veriyorsa da ben de görecek göz yoktu. Kör olduğumu anladım.

Bazen tabiatın koynunda çiçeğe düşen bir çiğin üzerindeydi, hakikatin ışığı. Kelebeğin kanat çırpışında. Kadim şehirlerin İrem bağlarında, yüksek sütunlu ihtişamında. Ress şehrinde, Fedek Hurmalığında. Dillerim şükrünü eda etmekten uzak olduğu her ikramı analiz etmekten tadına varamaz oldu. Duygusuzluğuma tad alma yetisi zedelenmiş teşhisi koydular. Bütün oruçlarım açlığa dönüştü.

Bazen öğretmenlik mesleğinde heyecandan ıslak küçücük avuçlarda aradım, avukatlıkta tozlanmış dosyalar arasında ya da noterliğin küflü arşivlerinde. Kitap tozu yutmaktan boğazım dermansız hırıltılara boğuldu. Öksürmekten insan yüzlerine doğrudan bakamaz oldum. Toza bulunmasınlar diye. İçimdeki hakikat arayışı onlara da bulaşmasın; daha aşısı ilacı bulunmadı ihtarı nedeniyle. Bu yüzden sihirli dokunuşlardan uzak kaldım, el-etek öpmelerden. Bu dudaklar dünya hazzını, leblerin baldan tatlı olduğunu anlamadan hiç bir hakikatin künhüne eremez diyenler haklı çıktı; bense ancak çırak.

Büyükşehirlerin kalabalıklarında, ıssız dağ başlarında aradım. Bazen bir profesöre kulak verdim bazen bir çobana. Her gördüğümü Hızır, her geceyi Kadir bilmekten vakte hakim olamadım; zamana vakıf. Vukuf-i zamani sırtını döndü bana. Zaman bir buluta karışıp uzaklaştı gitti. Yağmur olarak da dönmedi yüreğimin ülkesine. Her yağmurda caddelere vurmam kendimi, çare olmadı. Ahmak ıslatanın ahmakı olmaktan, hakikatin durağına ulaşmam mümkün olamaz tabii.

Teşhis koyanlar oldu yol gösterenler. Bütün dergahları, tekkeleri, dernekleri, kurum kuruluşları yoklamaktan eve varamadım. Evsiz Âdem Babalar bilir sorunun cevabını dediler. Ortaya at bir beşlik, varsa falın çıksın halin tesellisi çileden çıkardı beni. Halbuki Çile’ye girmiştim, hücrelerde. Kırk gün. Binbir gece. Dönen olmadı, gidenler geri gelmedi. “Ne söylerler ne bir haber verirler” diye ses verdiler.

Hakikat arayışı saridir; bulaşır, kimse bundan masun değilmiş. Saçmayı yiyen kendi arayışında devam ettirir hakikat yolculuğunu. Tek başına gidilmez; hiç bir kervan sizi yolcu kabul etmez aralarına. Ben yalnızlığın içinde mi yoksa kalabalığın arasında mı arayayım bilemedim. Halvet Der Encümen dediler; her hakkımızı yiyip bize kapılar gösterdiler.

“Kimisi bezirgân kimisi hoca

Ecel şerbetini içmek de güç a

Kimi ak sakallı kimi pir koca

Ne söylerler ne bir haber verirler”

Tesellisi ile bir lokma-hırka yürüyüşü, Allah nimetini üzerinizde görmek ister teşviki ile bocalamak beni yordu.

Artık hakikati aramak yerine hakikatin gelip beni bulmasına intizar ediyorum. Kör kekeme sağır duyarsız duygusuz biri asası düşmüşse elinden, beklemekten başka nasıl bir yol bulabilir.

Hakikatin ışığı artık gözümü değil bilincimi kamaştırıyor.[1]

 

_________________

[1]Siz siz olun başınızda kaynakçı gözlüğü olmadan hakikatin ışığına bakmayınız, kör olursunuz. Başörtülüler neden kaynakçı gözlüğünü aksesuar gibi taşıyor diyenlere yukarıdaki yazımın polemiksel bir cevaba indirgenmesi artık bana zül gelmez mi?

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. Eyüp Şenköy dedi ki:

    Yolumuzu , ruhumuzu anlımızı aydınlattın üstat

  2. Haydar özkan dedi ki:

    Sayın hocam satırlarınızla farklı alemlere seyahat ettirdiniz. Mevlam bütün gönüllere o ışığın nuruyla aydınlanmayı nasib eylesin. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.

  3. Tahsin Varol dedi ki:

    “Artık hakikati aramak yerine hakikatin gelip beni bulmasına intizar ediyorum.” Sır burada. Hakikat aramakla bulunmaz lakin bulanlar arayanlardır! Şöyle de denebilir: Hakikati arayanlar Hakikati bulamaz; bilakis, Hakikat, arayana kendisini -dilerse- buldurur. (Dilemezse buldurmaz. O dilemeden bir yaprak dahi düşmez yani.)

  4. Hasan Ali dedi ki:

    Hakikati eğer hikmetle ilişkili görürsek Allah hikmeti “Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir” diyerek öyle herkesin hikmete ulaşamadığına işaret eder. Yazı için teşekkürler…

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.