Otokratik reis-i cumhur’dan demokratik başkana – Fikrikadim

Otokratik reis-i cumhur’dan demokratik başkana

Hayati Esen

Hayati Esen

Bir hatırlatma yapmak gereklidir; Cumhuriyet tarihi incelendiğinde tercih edilen parlamenter düzenin, İngiliz monarkının idari ve siyasi yetkilerinin devredilmesiyle oluşan düzenden daha çok 1958’li yılların Fransız cumhuriyetçiliğinin; sömürgelere karşı geliştirdiği otokratik yarı başkanlık düzenine benzerliğidir.  Tabi Fransa tarihi süreçte yapılan reformlarla, yarı başkanlık sisteminin sorunlarını çözmüş ve demokratikleşmeyi başarmıştır.

 

Devlet ideolojisiyle oluşturulmuş hiyerarşinin ve otoriter bürokrat kimliğin, dizayn edilmesin de merkezi görev cumhurbaşkanlığı makamına aittir. Cumhurbaşkanlığı temel siyasi ideolojinin belirlendiği, takip ve uygulamalarının sağlandığı, anayasal meşruiyetini parlamento tarafından seçilerek, elindeki yetkilerle yarı otokratik düzenin temsilcisi olan makamın adıdır. Nedeni ise gayet açıktır; 8o darbesinin mimarı Kenan Evren için düzenlenmiş olan anayasal yetkilendirmeleri içerir. Militarizmin tanımladığı devlet ve millet ikileminin sorun çıkarmadan –uzlaştırıcı deniyor ona- yürütülmesi amacıyla şekillendirilmiştir. Milletin oylarını alarak iktidara gelen hükümetle, devletin ideolojik oligarşisiyle uyum içerisinde çalışmasını amaçlayan -ki devletçiliğin korunmasıdır- merkezi bir otoriteyi temsil arz eder.

Anayasadan hareketle teorik meşruiyetini parlamentodan –seçilerek- alan cumhurbaşkanının, ne parlamentoya ne de parlamentonun meşruiyet kaynağı olan  millete hesap vermek gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır.  Evet her ne kadar 2007 referandumuyla birlikte halkın oylarını alarak belirlenen bir cumhurbaşkanlığı makamı varsa da, değişim ve dönüşümün kapısı aralanmış gibi görünse de gerçekte demokrasiyi, çoğulculuğu merkeze alan bir devlet yapılanması oluşturulamamıştır. Halen cumhurbaşkanlığı makamı; demokratik siyasetin ve politik yapılanmanın  merkezi haline dönüşmemiştir ve yine halen anayasal görevlerinden dolayı  demokrasinin önünde en önemli engeldir. Zira modern demokrasinin yüzyıllık tecrübelerinden biri; devletin sınırlandırılması, merkezi bürokrasinin çoğulcu ve farklıkları benimsemiş devlet aklına teslim olması gerektiği prensibidir.

 

Oysa 80 ihtilalının ardından, iktisadi olarak liberalizmi, siyaseten merkezi milliyetçiliği ve onu besleyen muhafazakârlığın taşıyıcısı bir siyaseti benimsenmiştir. Devlet, muhafazakâr milliyetçi yapılanmalara bırakılırken, ekonomik ve iktisadi uygulamalar liberal ekonominin kurallarına uygun olarak düzenlenmeye başlanmıştır. Yine bu çevreler piyasa ekonomisinin taşıyıcı katarı görevini üstlenmişlerdir. Son dönem paralel yapı ve muhafazakârlık tartışmaları da bu nedenlerle yapılmaktadır. Bugün yaşanan kavganın nedeni, devletin, merkezi milliyetçiliği ve muhafazakârlığı bürokrasiden uzaklaştırma çabası ve çoğulculuğu, farklılıkları koruyan ve kollayan bir dönüşüme yönelme çabasıdır. Zira askeri ihtilaldan sonra yaşanan toplumsal çalkantılar ekonomik-siyasal tercihin ve ondan beslenen yapıların bir sonucu olduğunu bunların, devletten temizlenmedikçe yine, aynı siyasal sorunlarla karşı karşıya kalınacağı görülmüştür.

 

Yeni Türkiye’nin, cumhurbaşkanını, halkın oylarıyla seçmesi, anayasanın ona sağladığı yetkilerle yarı otokratik  düzenin devamı değil, 2023 Türkiye’sinin gelişmiş demokrasi hedeflerine ulaşması içindir.  Çünkü Toplumsal sorunlarımızın kronikleşerek artmasındaki en önemli neden devletin, oligarşik çeteler ve statüko karşısında demokratik refleks gösterecek başkanlık makamı bulunmamasıdır.  Şimdiye kadar cumhurbaşkanlığı devletçiliği, oligarşiyi, bürokratik hiyerarşiyi korumak üzere şekillendirilmiştir. Şu andaki anayasayla, seçimle gelen bir cumhurbaşkanı da yine aynı devletçiliği temsil etmekten başka bir görev ifa etmeyecektir. Öyleyse yapılması gereken halkın oylarıyla seçilmiş otokrat bir cumhurbaşkanı değil, demokrasiyi, özgürlüğü güçlendiren bir cumhurbaşkanı makamına dönüştürmek gerektiğidir.

 

Bugünün Türkiyesi’nin Cumhurbaşkanı’na verdiği destek ve oy oranıyla, yapılması gerekenin; devletin merkezinde demokratik yolla gelmiş bir başkanın bulunması, reformlarla devletin yeniden restore edilmesidir.  Yeni anayasa; demokratik hakları verilmiş halkların tarihi ittifakı,  misakı milli sınırlarına yeniden ulaşacağı  günlerin hazırlığı için yapılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Selçukludan Osmanlı’ya tevarüs eden Anadolu’nun hak ve adalet üzerine kurulu emperyal vizyonunu yeniden kazanmalı, bu yüzyılda tarihi görevinin demokrasinin güçlenmesi, özgürlüğün, adaletin, sağlanması olduğunu yeniden hatırlamalıdır.

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Yasin tokta dedi ki:

    Bundan sonra sanırız yazılarınızı buradan okuyacağız hayırlı olsun. Ufuk açıcıydı. Üzerinde pek çok tartışma yapılmış gibi olsada aslında cumhurbaşkanlığı seçimlerle birlikte tartışılan bir makam olacak…

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.