‘Yeni Türkiye’ kazandı… – Fikrikadim

‘Yeni Türkiye’ kazandı…

Cumhurbaşkanlığı seçimleri de gösteriyor ki; halk, dünyadaki dönüşümün, belki teorik olarak değil ama pratik olarak farkında. Kendi hayatına yansıyan değişimlerden yola çıkarak, yeni bir Türkiye’nin, yeni bir dünyanın kurulduğunu, hissediyor, algılıyor.

Türkiye tercihini yaptı. Artık Erdoğan Cumhurbaşkanı. Halkın oylarıyla seçildiği için kaçınılmaz olarak, güçlü bir Çankaya olacak. Buna Erdoğan’ın AK Parti içindeki gücünü, kişisel karizmasını da eklersek, tablo daha anlaşılır bir hale geliyor.

Erdoğan artık, eski koltuğunda ve eski pozisyonunda değil. Cumhurbaşkanlığı koltuğu, sorunlara ve siyasi tartışmalara daha yukarıdan bakan bir yer anlamına geliyor. Şunun da altını çizelim: Ona oy veren kitle, yalnızca AK Parti tabanı değil. Hemen her önde gelen partinin seçmeninden ve değişik siyasi tercihleri olan birçok çevreden, oy aldığı görülüyor.

Bu nedenle, umuyor ve bekliyoruz ki; Başbakan ve AK Parti Genel Başkanıyken kullandığı dilden daha kapsayıcı bir dil kullansın, toplumun farklı kesimlerine daha özenli yaklaşsın.

Yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz. Artık ‘eski’ye ait birçok yükten, giderek yükselen bir ivmeyle kurtulacağız. Bu, ‘yeni’nin hemen kolayca şekillenebileceği anlamına da gelmiyor. Önümüzde daha uzun bir yol var, aşılması gereken birçok viraj var.

Bu virajların aşılabilmesi için, en etkili mevkideki isim, Erdoğan.

 Yeni dünya

Halkın yarıdan fazlası, neden Tayyip Erdoğan’a oy verdi? Neden, 12 yıldır iktidarda bulunan bir partinin liderini, yıpranma handikabına rağmen tercih edebildi?
Profesör, eski bir dostumdan ilginç bir mektup aldım. Ekonomi alanında önemli bir akademisyen olan bu arkadaşım; Türkiye dışında, ABD ve Hong Kong gibi ülkelerin üniversitelerinde de ekonomi dersleri veriyor. Bazı konularrda fikir ayrılığı yaşadığımız bu önemli akademisyenin, seçim sonuçlarını anlamlandırmamıza yardımcı olabileceğini düşündüğüm “yeni dünya” analizlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

Halkın anladığını anlayabilmek

“Merhaba Oral,

Her yazına katılmasam da son zamanlarda Batı ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’deki yönetime karşı tutumu hakkındaki yazılarına katılıyorum. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ve Soğuk Savaş sonrasındaki dünya düzeni hızla değişiyor ve Türkiye, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, hatta Rusya gibi ülkeler hızla gelişip bağımsız oyuncular olarak sahnede yerlerini alıyorlar.

Özellikle muhalefet çevrelerinde çok büyük bir öngörüsüzlük hakim! Türkiye’yi yurtdışında bazı çevrelere şikayet etmek, Türkiye’nin yaşadığı çok önemli ekonomik ve toplumsal dönüşümü görmezden gelmek, Türkiye’nin Kürt sorunu dahil eski parametreleriyle yönetilebileceğini sanmak gibi çok büyük yanılsamalar içindeler.

Bunun dışında dünyadaki gelişmelerden de habersizler. Örneğin dünya konjonktüründeki en önemli hikayelerden birisi, Hindistan’ın WTO(Dünya Ticaret Örgütü) nezdinde bir anlaşmayı kendi gıda güvenliği konusu ele alınmadığı gerekçesiyle “scuttle”(iptal) etmesi! Yeni Dünya düzeni gözlerimizin önünde kuruluyor ve Türkiye gibi çok dinamik ve gelecek vaad eden bir oyuncu bu düzende yerini alıyor ama muhalefet çevrelerimiz bundan habersiz!”

Ekonomiye üst perspektiften bakan, ABD’nin ve diğer Batı ülkelerinin ekonomisini bilimsel gözle inceleyen, uzun vadeyi görebilen birçok akademisyen; benzer gelişmelere dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri de gösteriyor ki; halk, dünyadaki dönüşümün, belki teorik olarak değil ama pratik olarak farkında. Kendi hayatına yansıyan değişimlerden yola çıkarak, yeni bir Türkiye’nin, yeni bir dünyanın kurulduğunu, hissediyor, algılıyor. Tabii, “yeni dünya”dan söz etmek için henüz erken olduğunu düşünenleriniz, beni iyimser bulanlarınız da olabilir.

Temennim, hala eski dünyanın gözlükleriyle baktığını ve gelişmeleri anlayamadığını düşündüğüm dostlarımın, yakınlarımın (muhalefetin de); bu gerçeklerin ışığında yeni bir muhalefet dili oluşturabilmesi yönünde. Halkı cehaletle suçlayan sözde bilimsellik yerine, gerçek verilere ve gerçek dünyaya dayanan bir muhalefet dili gerekli.

Özgürlük ve kimlik

Bu seçimlerin en büyük galibi şüphesiz Erdoğan. Ancak, Selahattin Demirtaş’ın aldığı 9.7’lik oyun da çok anlamlı olduğunu görmeliyiz. Çözümün iki aktörünün kendi seçmenlerini de aşan bir oy yüzdesine ulaşmaları, toplumun ezici bir çoğunluğunun “çözüm süreci”ne destek verdiğini gösteriyor.

Erdoğan cumhurbaşkanı olarak, henüz çözüm bekleyen bir çok sorunu da arkasında bıraktı. Alevilerin cemevini ibadethane olarak görmek istemeleri ve kimlik talepleri, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda atması gereken adımlar, tabii en önemlisi de Kürtlerin eşit vatandaşlık hakları önümüzdeki dönemin temel meseleleri.

Ortadoğu’nun yakıcı sorunları da önümüzde duruyor.

Yeni Türkiye projesinin içinde hiç şüphesiz yeni bir uzlaşı dilinin de kendini göstermesi gerekiyor.

Yazanın Devamı

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.