Yazarları okutmama kampanyası – Fikrikadim

Yazarları okutmama kampanyası

haksal

Ali Haydar Haksal

Türkiye çok tuhaf ve karmaşık bir dönemeçte. Siyasal gerilim toplumun hemen bütün kesimlerine yansıyor ve etkiliyor. Siyasal gücü elinden bulunduranlar kendileri dışında kalanlara baskı yaparak onları etkisiz kılmaya çalışıyor. Geçmiş zamanlardan süregelen bir Türkiye geleneği ve alışkanlığı. Hayat etki ve tepki üzerini kuruluyor. Geçmiş zamanda dinî içerikli ve ruhlu eserlere ağır bir engel yaptırım konulurken bugün ise benzer durum karşıtları için geçerli gibi görünse de öyle değil. İktidar karşısında yer alan kim varsa aynı konumda değerlendiriliyor. Entelektüellerin bile içinde bulunduğu durum budur.

Kimi yazarları, iktidar karşıtıdır diye dışlamak bunu da Şia yanlısı gibi göstermek günün modası. Bunun daha da ötesi var. Öyle bir durum ki, Kur’an-ı Kerim meali olan, bugüne değin elden ele dolaşan ve el üstünde tutulan, Peygamberimiz hakkında kitabı bulunanlar rahatlıkla dışlanabiliyor. Kitapları parçalanarak çöp kutularına atılıyor bunların fotoğrafları çekilerek sosyal medya üzerinde yaygınlaştırılıyor. Bunların İrancılıkla ilgisi ya da Şia ile ilgisi olmayanları da var. Olsa bile bunlar dinî bir algı dışına çıkarılarak tekfir ediliyorlar.

Atasoy Müftüoğlu, Ali Bulaç, Yıldız Ramazanoğlu, Cihan Aktaş, Hamza Türkmen isimleri ilk aklıma gelenler. Bu gerilim ortamında ötelenen kimilerinin adını anmıyorum şu anda.

Okumayan bir toplumu, okumamaları için daha dar bir alana sıkıştırmaya dönük bir eylemdir bu. Ey insanlar siz okumayın, görsel medyada bağırıp çağıran, hiçbir düşünce temeli olmayan, şaklabanlık yapan iktidar yanlılarına bakın anlamına geliyor bu durum. Bu kimselerin bir kısmının İslâmî düşünce geleneğiyle zerre ilgileri yok. Erzurum’a son gidişimizde bizi davet edenlerin anlattığına göre, medyada yer alan birini davet etmişler, onun tutum ve davranışları karşısında apışıp kalmışlar. O kişinin dünyamızla zerre ilgisi bile yokken.

Kendi insanına tahammül etmeyen, edemeyen yeni bir kitle ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu bir anlamda da şunları akla getiriyor. Tahammülsüzlük. Herkesin bağlı bulunduğu siyasal yapıya körü körüne bağlı kalması, eleştiri veya kritik etmede bulunmaması, kendilerini yönetenlerin asla bir kusur işlemedikleri, masun oldukları olarak görülebiliyor. Bu adeta bir tapınma duygusudur. Yol gösterici bilge kimselerin, şairlerin, yazarların, bilim insanlarının böyle bir ortamda asla yerleri yoktur. Bunlar kendileri dışında zerrece sapma göstermeyen kimseler olmalıdır. Geçmişte birlikte yol aldıkları yol arkadaşlarını, öncülerini bile devre dışı bırakabiliyorlar. Birini devre ışı bırakmanın çok kolay yolları var. Şia yanlısı göstermek ve karşıtı olmak gibi. Bunun başka örnekleri de bulunuyor. Geniş açılı veya analitik bakışın önüne geçmek anlamına da geliyor bu tutum.

Müslümanlar düşünceleri bakımından sağlam bir temel üzerinde duruyorlar. Düşünceleri asla yapay değildir. İnançlarında kendilerini boşa çıkaracak hiçbir durum da yoktur. Bir Müslüman neden kendisi dışında kalanlardan korksun ki? Böyle bir şey olamaz. Yanımıza gelen gençlere özellikle Üstat Sezai Karakoç’un bütün eserlerini okumalarını öneririz. Ondan sonra da ne okurlarsa okusunlar deriz. Bir genç için başlangıç dönemi önemlidir. Bunu diğer yazar ve düşünürlerimiz için de söyleriz. İslâmî bir terbiye ortamından geçmiş olan bir kimse kendi düşüncesinden asla kaygı duymaz, duymamalıdır. Siyasal anlamda da bu böyledir. Başkalarını okutmama, onu tek yanlı bakmaya götürür. Kendi dışında olup bittiğinin farkında bile olamaz.

Örneğin Atasoy Müftüoğlu’nu okutmamak, emperyalizme ve Batı’nın Küresel emperyalizmin köleliğine razı olmaktır. Üstat Sezai Karakoç’u okutmamak, İslâm düşüncesini, medeniyetini, ümmet bilincini, İslâm devletini istememek anlamına gelir. Büyük düşünce gelenek bilincimizin oluşumuna engel olmaktır. Orta doğuda Müslümanlar arasında başlayan savaşa karşı çıktı diye Üstad’ı üçüncü dünya ülkeleri safında gösterme, emperyalist ülkeler safında yer almayı kendilerine bir onur payı çıkardılar. Çünkü iktidar olma böyle bir konum. Onun yandaşı olmak da böyle bir körlüğü getirir.

Peki böyle bir kampanya ardında, kimleri okuyacak gençlik, kimler kendilerine yol gösterici olacak? Toplumun önünde kimler görünüyor, kimler daha çok bağırıp çağırıyor, onlar mı? Evet, ne yazık onlar var bu milletin önünde. Onlar yarın güç el değiştirince bir başka yerde olurlar. Ne yazık ki böyle bir tuzak ile karşı karşıya bulunuyoruz.

Yazının Devamı

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.