Liberal Kapitalist Çeteler

Vesayetin tasfiyesiyle sonuçlanan demokratik kazanımların, Anadolu insanı için önemi; ülkenin kronikleşmiş sorunlarının çözülebilir olduğunu görülmesidir. Bu imkânı sağlayan temel neden -devletin kuruluşundan itibaren var olan sorunların- anayasada belirlenen erkler ayrılığı ilkesinin reel olarak geçerli kılınmasıdır.  İlkesel realizasyona imkân sağlayan ise sivil siyasetin -yapılmak istenen her türlü müdahaleye rağmen- ülkeyi yönetme iradesidir. Bu irade, ülkede legal siyaset yapmak isteyen çevrelerin elini güçlendirdiğinden siyaset sahnesinde de yerlerini alma imkânı sağlamıştır.  İllegal siyasal örgütlerini ise -ister silahlı olsun ister silahsız- güç kaybetmesine, süreçte de yok olmalarına neden olacaktır. Bu siyasal sürecin en belirgin örneği -istenilen seviyede devam etmese de- kürt sorunun çözümün de siyasal aktörlerinin meşru siyaset alanında elde ettikleri kazanımlardır.

17 Aralık’ta yolsuzluk iddialarıyla başlatılan ardından siyasal ve politik propagandalarla devam edeceği anlaşılan darbe kumpasının aktörleri, söylemlerini, toplumsal algı manipülasyonlarını “egemen medya” üzerinden oluşturmaya devam ediyorlar. Devletin ve iktidarın bu siyasal söyleme teslim olması veya herhangi bir tavizi, demokratik kazanımların kaybıyla sonuçlanacaktır. Kanunları kullanarak operasyonel bir amaçla hareket eden bu yapılanmayı engellemek, ayrıca hukukun egemenliğini sağlamaya matuf yasamanın her müdahalesi meşrudur. Bu meşruiyetin kaynağı, anayasanın belirlediği, halkın oylarıyla yasama hakkının meclis uhdesinde olmasıdır.“Egemenlik milletindir.” Milletin asıl temsilcisi ise seçimlerle gelmiş meşru hükümetlerdir. Bu hak, uluslararası çevrelerin operasyonel beklentileri ve geçmişin pragmatist devlet, siyaset reflekslerine kurban edilmeyecek kadar önemlidir.

Türkiyedünya düzeninin yeniden kurulduğu bir dönemde Amerika ve batının siyasal beklentileri doğrultusunda hükümetleri tasfiye eden bir örgütlenme biçimiyle karşı karşıyadır. Bu örgütlenme motivasyonunu liberalizasyon ve kapitalist ekonominin dünyadaki egemenliği üzerinden tanımlayarak gerçekleştirmektedir. Zira sosyalizmin, Marksist terminolojiye, milliyetçiliğin faşizme, dindarlığın sekülerizasyona mahkûm edildiği modern dünyada ayakta kalan siyasal teori, liberal kapitalizmdir.

Bu örgütlenme biçimini Mısır’da ikinci tahrir olaylarıyla başlayan süreçte gördük.  ‘Toplumun siyasal baskılara maruz kaldığı, demokratik beklentilerin gerçekleşmediği, ekonominin kötü yönetildiği, diktatöryel bir rejime dönüştüğü’ gibi söylemlerle uluslararası meşruiyet sağlanarak yalnızlaştırılan bir hükümeti ve ardından gelen askeri darbeyi gördük. Liberallerin öncülüğünde sosyal demokratlar ve selefilerin desteğiyle gerçekleştirilen darbe.

Aynı oyunu bugün Türkiye’de yine liberaller, sosyal demokratlar ve dini bir grup olduğu bilinen el’cemaat‘le yapılmaya çalışıyor. Toplumun çeşitli katmanlarına yönelik yapılan vurgun amaçlı haberler, sistematik siyasal çağrışımlarla oluşturulan korkular ve en önemlisi genç kuşağın siyasal deneyimsizliğini kullanarak iktidara karşı tahrik eden söylemler.

Kimi İslamcı yazarlarla, aynı çevreleri İslamcılık üzerinden yönlendirmek, gerçekleşmiyorsa uluslararası arena da Türkiye’deki İslamcı aydınların dahi hükümete soğuk baktığı algısını oluşturmaktır. Bu yapının tetikçileri şimdiler de yolsuzluk iddiasının tutmadığını görünce iki tez ileri sürmekteler biri, “hükümeti ihalelerden elde edilen haksız paralarla partiyi finanse etmek”, ikincisi “illegal bir yapı olan el’kaide’yi gizlice İHH üzerinden desteklemek.”

Bu pervasız yapı devletin ve hükümetin stratejik projelerini örneğin -nükleer santral projesini- “nükleer silah üretmek amaçlı kurulduğu” spekülasyonlarıyla uluslararası arenada da yalnızlaştırma çabasındalar. Hükümetin sıkıyönetim ilan edeceğine yönelik anlamsız propagandalar dahi sırf bu nedenle yapılmakta. Eğer hükümet bir şekilde devrilemezse askeri müdahaleyi, orduyu göreve çağıracak kadar ileriye gidecek yapılardır bunlar.

Anadolu’nun halklarına inanmış insanları, demokratları, Alevileri, Sünnileri, milliyetçileri, liberalleri, İslamcıları, solcuları, sağcıları, ülkücüleri, Kürtleri, Türkleri, bu yapılanmaya karşı mücadele etmelidirler. Ülkenin kazanımları, 60 ihtilalinde,12 Eylül döneminde, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi Amerika’nın ve Batının politikaları için kurban edilmemelidir. Türkiye soğuk savaş döneminin karakol devleti gibi kalarak iktidarların konjonktürle tasfiye edildiği devlet düzeninden kurtulmalıdır! Güçlü bir demokrasiye ülkesinin dış müdahalelere açık olmasına izin veremeyen bir halk olarak, siyasal tercihlerinin seçimlerle belirlendiği, devlet erkinin ona göre düzenlendiği bir dönemle gerçekleşecektir. Mesele AKP’nin iktidarını korumak değildir. Amaç yılların mücadelesiyle kazanılmış siyasetin meşru alanını, halkın kazanımlarını korumanın kavgasıdır.

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.