10 Dünya Klasiği ve yazıldığı yerler – Fikrikadim

10 Dünya Klasiği ve yazıldığı yerler

Klasiklerin en önemli özelliklerinden biri popüler kültürü ve belli bir yaş aralığını amaçlamamalarıdır. Onları “klasik” yapan nedenlerden biri on sekiz yaşındaki bir gencin veya altmış yaşındaki birinin de keyifle okuyabilmesidir. Klasiklerle ilgili özellikle nasıl ve nerede yazıldıklarıyla ilgili detayları merak ettiniz mi? Örneğin, klasiklerin nerede yazıldığını? Goethe’nin Genç Werther’in Acıları adlı eserinin neden Avrupa’da intihar vakalarına sebep olduğunu biliyor musunuz? Sizler için, 10 dünya klasiğinin yazıldıkları şehirleri derledik.

Goethe, şiir, drama, hikâye, otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther’in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa’da ün yapmıştır. Goethe, aynı zamanda, yurt dışında da Alman edebiyatı’nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet’inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, edebiyat dünyasına, karşılıksız sevgisiyle intihara sürüklenen “Romantik kahraman”ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine çekmişti. Almanya’da bütün gençliği etkisi altına alan romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoleon’un bile kitabı sürekli yanında taşıdığı söylenir. Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam olan Werther’in, düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir başyapıtıdır.

1569 yılında Madrid’de bir yaralama iddiasıyla Miguel de Cervantes adlı biri hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Verilen cezaya göre sol eli kesilecek ve 10 yıl sürgünde kalacaktı. Bir ad benzerliği söz konusu değilse bu olay Cervantes’in İtalya’ya gidişinin nedeniydi. 1570’te II. Selim Kıbrıs’ı ele geçirince Papa V. Pius Osmanlılara karşı birlik çağrısında bulundu. Cervantes Roma’daki İspanyol birliğine katıldı. İnebahtı Deniz Savaşı’na katılan Marquesa adlı kadırgada bulunan Cervantes, iki kez göğsünden yaralandı, bir top güllesiyle sol elini kaybetti. Daha sonra tutsak edilen Cervantes, 1575-1580 yılları arasında Cezayir’de esir olarak yaşamıştır. Osmanlı esaretinde bulunduğu süre zarfında dört kez kaçma teşebbüsünde bulunduğu tahmin edilmektedir. Hiç birinde başarı kazanamamasına rağmen bu teşebbüsler sonucunda ceza da almamıştır. Ancak orada da dolandırıcılıkla itham edilip hapse atılmıştır. Burada yazmaya daha sıkı sarılmıştır. Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Kişot’u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır.

 

Don Kişot’u bilirsiniz, hani şu ince-uzun, sakallı, şövalye romanları okuya okuya sonunda şövalye olmaya özenen roman karakteri. Dulcinea del Toboso’ya aşıktır, kendi gibi zayıf, çelimsiz Rocinante adlı bir atı vardır. Dostu Sanço Panza ile atışır sık sık. İşte yel değirmenlerine savaş açan bu aşık, yaşlı şövalye, Miguel de Cervantes Saavedra’nın yazdığı bu romanın başkahramanıdır. Edebiyatta roman türünün başlangıcı sayılan ve birinci bölümü 1605 yılında yayımlanan İspanyol edebiyatının bu başyapıtı, yayımlandığı günden beri pek çok dile çevrildi, defalarca basıldı. “Okur” olacak kişinin mutlaka okuyacağı kitaplar arasında yer alır Don Kişot. Bir başka deyişle Don Kişot’u okumamış kişi “okur-yazar” sayılmaz.

 

Pek çok eleştirmen tarafından modern romanın babası olarak kabul edilen, ünlü realist Fransız romancısı Gustave Flaubert, ilk yapıtlarını vermeye başladığı sırada bir sinir hastalığına yakalandı; böylece Croisset’deki evine çekerek kendini yazıya verdi. Flaubert’in ileri yaşları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bu dönemdeki en büyük avuntuları, manevi oğlu olan, öykücüler kralı olarak bilinen Maupassant’ın başarısı ve başını Zola’nın çektiği natüralist grubun ona verdiği değerdi. Flaubert, 1880 yılında öldü. Flaubert’in en ünlü romanı olan Madame Bovary 1857 yılında yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teşvik suçundan dava açıldı; Madame Bovary bugün ise dünya edebiyatının temel taşlarından biridir.

 

Anlatılan, bir kadının trajik hayat hikâyesi ve karşılıksız aşkları gibi görünse de Flaubert, Emma’nın şahsında 19. yüzyıl Fransız kadınının gündelik hayat içindeki bunalımını, tekdüzeliğe direnmeye çalışırken yaşadığı çatışmaları, toplumsal değer yargılarının ve ahlak anlayışının ikiyüzlülüğünü ele alır. Emma Bovary, okuduğu romanların etkisiyle aristokrasiye ve büyük burjuvaziye hayranlık duymuş, kendisine tutkularla dolu bir düş âlemi yaratmıştır. Benliğini aşmaya çalışan bir insanın zihninin ürkütücü bir biçimde tasvir edildiği Madam Bovary’nin ustalıkla çizilmiş bir psikolojik portre olduğu söylenebilir.

 

Ülkemizin önemli yazarlarından ve şairlerinden biri olan Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Kırklareli’de doğdu. Ali, çeşitli politik suçlamalar nedeniyle tutuklandı ve Sabahattin Ali’nin yaşam öyküsündeki yeri iyi bilinen Sinop Cezaevi’ne gönderildi. Ülkemizde çok sevilen şarkı olan “Aldırma Gönül”ü de Sinop Cezaevi’nde geçirdiği günlerde yazdı. Sabahattin Ali, son yıllarında ekonomik bunalım yaşıyordu ve tanıdıklarının yardımıyla bir kamyon edinerek nakliyecilik yapmaya başladı. Ayrıca o dönemde Türkiye’den ayrılmak istiyordu ve yakınlarına Avrupa’ya gitmek istediğinden bahsediyordu. Pasaport sahibi olamayan Sabahattin Ali, yasa dışı yollarla ülkeden kaçmaya çalıştı; fakat sebebi hâlen netlik kazanmayan bir nedenden ötürü 1948 yılında hayatını kaybetti ya da öldürüldü.

 

Sabahattin Ali, Büyükdere’de ikinci kez askerliğini yaptığı dönemde sol bileğini sakatlamasına rağmen romanı yazmaya devam etmiştir. Hep başkalarının istediği gibi yaşayan Raif Efendi, memnuniyetsiz hayatının tek bir anıyla değiştiğine şahit olacaktır: Maria Puder isminde bir kadına sevdalağında… Babasının isteğiyle Berlin’e giden ve oradaki bir sanat galerisinde hayran kaldığı bir tabloyla karşılaşan Raif Efendi, tabloda resmedilen kadın portresinin Andrea Del Sarto tarafından resmedilmiş “Madonna delle Arpie” adlı tablodaki Meryem Ana tasvirine benzediğini düşünür. Raif Efendi, daha sonra takıntı derecesinde hayran olduğu tablodaki yüzün sahibiyle karşılaşacaktır.

Aleksey Maksimoviç Peşkov ya da herkesin bildiği adıyla Maksim Gorki, 1868’de Novgorod’da doğdu. Küçük yaşta yetim kaldı, okuyamadı. Uzun süre başıboş, yoksul bir hayat sürdü. ‘Acı’ anlamına gelen Gorki takma adını alması bu yüzdendir. Yazarlığa romantik öykülerle başladı; öykülerinde gururlu, özgürlüğü seçmiş kahramanların başkaldırışları anlatılır. İlk romanı Foma ve özellikle Ayak Takımı Arasında adlı oyunu ona dünya çapında ün sağladı. Daha sonra Çar yönetimiyle uyuşmazlığa düştüğü için hapsedildi; hapisten çıkınca en büyük devrimci yapıtı olan Ana’yı yazdı.

 

Maksim Gorki’nin 1906’da sürgünde yazdığı romanı Ana, toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri kabul edilir. Rus proletaryasının Çarlık Rusya’sına karşı verdiği devrimci mücadelenin romanıdır. Eser, fabrikalarda zor şartlarda çalışan binlerce işçiden biri olan Pavel’in özgürlükçü fikirlerine başlangıçta korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrimin meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya’nın hikâyesini anlatır. 1905 Devrimi öncesi Rusya’nın toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtan Ana aynı zamanda yeni bir düşünce ve toplumsal uyanışın simgesi haline gelmiştir.

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak